Motivasyon Neden Zamanla Azalır?

Yazan: Mertcan Çubukçu, Psikolog

9/6/20264 min read

Bir hedef belirlediğimizde çoğu zaman başlangıçta oldukça istekli oluruz. Yeni bir işe başlamak, düzenli spor yapmak, ders çalışmak, bir alışkanlık kazanmak ya da hayatımızda bir değişiklik yapmak ilk günlerde daha kolay gelebilir. Ancak zaman geçtikçe başlangıçtaki heyecanın azalması oldukça sık karşılaşılan bir durumdur.

Bu noktada akla genellikle şu düşünce gelir:

“Başlangıçta bu kadar istekliyken neden şimdi hiçbir şey yapmak istemiyorum?”

Motivasyonun azalmasını yalnızca isteksizlik, tembellik veya irade eksikliği olarak değerlendirmek çoğu zaman yeterli değildir. Motivasyon; kişinin duygusal durumu, yaşam koşulları, hedeflerinin anlamı, stres düzeyi ve kendisinden beklentileri gibi birçok faktörden etkilenebilen dinamik bir süreçtir.

Motivasyon Neden Başlangıçta Daha Yüksektir?

Yeni bir hedef belirlediğimizde zihnimizde henüz gerçekleşmemiş bir değişimin heyecanı vardır. Hedef daha canlı, ulaşılabilir ve anlamlı görünebilir.

Örneğin spora başlamaya karar veren bir kişi ilk günlerde kendisini daha enerjik hissedebilir. Yeni bir işe başlayan kişi gelecekle ilgili heyecan duyabilir. Bir sınava hazırlanmaya başlayan öğrenci ise hedefinin sağlayacağı sonucu düşünerek motive olabilir.

Ancak zaman içerisinde hedefin günlük hayatın içine girmesiyle birlikte işin daha zor ve sıradan tarafları ortaya çıkar.

Her gün spor yapmak, her gün ders çalışmak veya uzun süre aynı hedef üzerinde ilerlemek başlangıçtaki heyecan kadar güçlü bir duygu yaratmayabilir.

Bu nedenle motivasyonun azalması, hedefin yanlış olduğu anlamına gelmeyebilir.

Bazen yalnızca başlangıç heyecanının yerini sürdürülebilir bir çaba dönemine bırakması söz konusudur.

Büyük Hedefler Zamanla Yorucu Hale Gelebilir

Motivasyon kaybının önemli nedenlerinden biri, hedeflerin gerçekçi olmayan bir büyüklükte belirlenmesidir.

“Her gün iki saat spor yapacağım.”

“Artık hiçbir şeyi ertelemeyeceğim.”

“Her gün dört saat ders çalışacağım.”

“Hayatımı tamamen değiştireceğim.”

Bu tür hedefler başlangıçta güçlü bir motivasyon sağlayabilir. Fakat hedef günlük yaşamla uyumlu değilse bir süre sonra sürdürülemez hale gelebilir.

Hedef gerçekleşmediğinde ise kişi kendisini başarısız olarak değerlendirmeye başlayabilir.

Böylece:

Büyük hedef → zorlanma → hedefi gerçekleştirememe → kendini eleştirme → motivasyon kaybı

şeklinde bir döngü oluşabilir.

Bu nedenle bazen önemli olan daha fazla motive olmak değil, hedefi daha ulaşılabilir hale getirmektir.

Yorgunluk Her Zaman Motivasyon Eksikliği Değildir

Bazen “motivasyonum yok” dediğimizde aslında ihtiyacımız olan şey motivasyon değil, dinlenmektir.

Yoğun çalışma temposu, uzun süreli stres ve yeterince dinlenememek zihinsel ve fiziksel yorgunluğu artırabilir. Sürekli bir şeyleri yetiştirmeye çalışmak da kişinin günlük yaşamda harekete geçmek için ihtiyaç duyduğu enerjiyi azaltabilir.

Bu nedenle kendimize şu soruyu sormak faydalı olabilir:

“Gerçekten yapmak istemiyor muyum, yoksa yapacak enerjim mi kalmadı?”

Bu iki durum birbirinden oldukça farklıdır.

Eğer kişi uzun süredir dinlenmesine rağmen yoğun isteksizlik, çökkünlük, ilgi kaybı veya günlük işlerini sürdürmekte belirgin zorluk yaşıyorsa, durum yalnızca motivasyon eksikliği olarak değerlendirilmemelidir. Böyle durumlarda profesyonel bir değerlendirme faydalı olabilir.

Başarısızlık Korkusu Motivasyonu Etkileyebilir

Bazen bir şeyi yapmayı istemediğimiz için değil, başarısız olmaktan korktuğumuz için erteleyebiliriz.

“Ya yapamazsam?”

“Ya yeterince iyi olmazsa?”

“Başkaları benden daha başarılı olursa?”

Bu düşünceler kişinin harekete geçmesini zorlaştırabilir.

Özellikle mükemmeliyetçilik eğilimi yüksek olduğunda, kişi bir işe başlamak için kendisini sürekli “daha hazır” hissetmeyi bekleyebilir.

Ancak mükemmel bir başlangıç çoğu zaman mümkün değildir.

Bazen ilerleme, kusursuz bir plan yapmaktan değil, küçük bir adım atabilmekten geçer.

Hedefimizin Gerçekten Bize Ait Olup Olmadığını Sormak

Motivasyonumuzun azalmasının bir başka nedeni de hedefimizin aslında bize ait olmaması olabilir.

Bazen kariyer seçimlerimizi, yaşam biçimimizi veya başarı ölçütlerimizi kendi isteklerimizden çok çevremizin beklentilerine göre belirleyebiliriz.

“Böyle yapmalıyım.”

“Başarılı olmak için bunu yapmalıyım.”

“Ailem bunu bekliyor.”

“Herkes böyle ilerliyor.”

Fakat bir hedef bizim için anlamlı değilse, onu uzun süre sürdürmek zorlaşabilir.

Bu nedenle zaman zaman kendimize şu soruyu sormak önemlidir:

“Ben bunu gerçekten istediğim için mi yapıyorum, yoksa yapmam gerektiğini düşündüğüm için mi?”

Bu sorunun cevabı, motivasyonumuzla kurduğumuz ilişki hakkında önemli ipuçları verebilir.

Motivasyonun Her Zaman Yüksek Olması Gerekmez

Motivasyonu sürekli yüksek tutmaya çalışmak da gerçekçi olmayabilir.

İnsanların enerjileri, duyguları ve yaşam koşulları zaman içerisinde değişir. Bazı dönemlerde daha üretken, bazı dönemlerde ise daha yavaş ilerlemek oldukça doğaldır.

Önemli olan motivasyonun hiç düşmemesi değil, düştüğünde kendimize nasıl yaklaştığımızdır.

Kendimizi sürekli eleştirmek yerine:

  • Hedefimi küçültebilir miyim?

  • Kendimden beklentimi yeniden düzenleyebilir miyim?

  • Yeterince dinleniyor muyum?

  • Bu hedef benim için gerçekten anlamlı mı?

  • Başlamak için atabileceğim en küçük adım ne?

gibi sorular üzerinde düşünmek daha işlevsel olabilir.

Motivasyonu Yeniden Kazanmak İçin Nereden Başlanabilir?

Motivasyonun yeniden oluşmasını beklemek yerine bazen küçük bir eylemle başlamak daha kolay olabilir.

Büyük bir hedefi küçük parçalara ayırmak, günlük yaşamla uyumlu bir rutin oluşturmak ve ilerlemeyi yalnızca sonuç üzerinden değerlendirmemek süreci daha sürdürülebilir hale getirebilir.

Örneğin “daha sağlıklı yaşayacağım” gibi geniş bir hedef yerine:

“Bugün 15 dakika yürüyüş yapacağım.”

demek çok daha somut bir başlangıç sağlayabilir.

Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey büyük bir motivasyon dalgası değil, küçük ve gerçekleştirilebilir bir adımdır.

Sonuç

Motivasyonun zamanla azalması çoğu insanın hayatının farklı dönemlerinde yaşayabileceği doğal bir durumdur. Bunu hemen “tembellik” veya “iradesizlik” olarak yorumlamak, kişinin kendisine yönelik eleştirisini artırabilir.

Bunun yerine motivasyon kaybının bize ne anlatmaya çalıştığına bakmak daha anlamlı olabilir.

Belki hedefimiz çok büyüktür.
Belki fazla yorulmuşuzdur.
Belki kendimizden gerçekçi olmayan beklentiler içindeyizdir.
Belki de uzun zamandır gerçekten ne istediğimizi düşünme fırsatı bulamamışızdır.

Bazen motivasyonun azalması, daha fazla zorlamamız gerektiğini değil; kendimizi ve ihtiyaçlarımızı yeniden anlamamız gerektiğini gösteren bir işaret olabilir.

Mertcan Çubukçu
Psikolog

Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Psikolojik değerlendirme veya terapi yerine geçmez.