Kaygı ile Baş Etme Yolları

Yazan: Mertcan Çubukçu, Psikolog

9/2/20263 min read

Kaygı, hayatımızın farklı dönemlerinde hepimizin deneyimleyebileceği bir duygudur. Belirsizlikler, önemli kararlar, değişimler veya gelecekle ilgili düşünceler kaygı hissetmemize neden olabilir.

Belirli ölçüde kaygı, bizi hazırlıklı olmaya ve karşılaşabileceğimiz durumlara dikkat etmeye yardımcı olabilir. Ancak kaygı yoğunlaştığında veya günlük yaşamımızı etkilemeye başladığında, onunla kurduğumuz ilişkiye dikkat etmek önem kazanır.

Peki kaygı yükseldiğinde ne yapabiliriz?

Öncelikle Kaygıyı Anlamaya Çalışın

Kaygıyı ortadan kaldırılması gereken bir duygu olarak görmek yerine, onun bize ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışmak faydalı olabilir.

Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

“Şu anda tam olarak ne hakkında endişeleniyorum?”

“Gerçekleşmesinden korktuğum şey ne?”

“Bu düşüncem bir gerçek mi, yoksa olası bir senaryo mu?”

Bazen zihnimiz henüz gerçekleşmemiş bir durumu gerçekleşmiş gibi değerlendirebilir. Düşüncelerimizi fark etmek, kaygıyla aramıza küçük bir mesafe koymamıza yardımcı olabilir.

Nefesinize ve Bedeninize Dikkat Edin

Kaygı yalnızca düşüncelerimizde değil, bedenimizde de kendisini gösterebilir. Kalp çarpıntısı, kaslarda gerginlik, hızlı nefes alma veya huzursuzluk gibi fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir.

Kaygının yükseldiği anlarda nefes alışverişinizi yavaşlatmaya ve nefesinizi fark etmeye çalışabilirsiniz.

Bunun yanında kısa bir yürüyüş yapmak, bedeni hareket ettirmek veya bulunduğunuz ortama dikkat vermek de dikkatinizi yoğun kaygı düşüncelerinden uzaklaştırmanıza yardımcı olabilir.

Buradaki amaç kaygıyı zorla yok etmek değil, bedeninize güvende olduğunuzu hatırlatacak bir alan oluşturabilmektir.

Kontrol Edebileceğiniz Şeylere Odaklanın

Kaygının önemli kaynaklarından biri belirsizliktir.

Gelecekte ne olacağını tamamen kontrol edemeyiz. Ancak bugün ne yapacağımız konusunda belirli ölçüde seçim yapabiliriz.

Bu nedenle kendinize:

“Şu anda kontrolümde olan ne var?”

sorusunu sormak faydalı olabilir.

Örneğin bir sınavla ilgili kaygı duyuyorsanız sınavın sonucunu kontrol edemezsiniz. Ancak bugün ne kadar çalışacağınızı, nasıl hazırlanacağınızı ve kendinize nasıl bir çalışma düzeni oluşturacağınızı kontrol edebilirsiniz.

Kontrol edebildiğimiz alana yönelmek, belirsizliğin yarattığı çaresizlik hissini azaltabilir.

Kaygı Veren Düşüncelerinizi Fark Edin

Kaygılı olduğumuzda zihnimiz çoğu zaman en kötü ihtimallere odaklanabilir.

“Ya kötü bir şey olursa?”

“Ya başarısız olursam?”

“Ya işler düşündüğüm gibi gitmezse?”

Bu düşünceler ortaya çıktığında onları hemen gerçek olarak kabul etmek yerine incelemeyi deneyebilirsiniz.

Bu düşünceyi destekleyen kanıtlar neler?

Aksinin gerçekleşme ihtimali var mı?

Aynı durumda bir arkadaşım olsaydı ona ne söylerdim?

Bu sorular, düşüncelerimize daha dengeli bir perspektiften bakmamıza yardımcı olabilir.

Kaygıdan Kaçmak Yerine Onu Tanımaya Çalışın

Kaygı veren durumlardan sürekli uzaklaşmak kısa vadede rahatlatıcı olabilir. Ancak bazı durumlarda kaçınma davranışı zaman içerisinde kaygının daha da güçlenmesine neden olabilir.

Örneğin topluluk önünde konuşmaktan korkan bir kişinin her konuşma fırsatından kaçınması, kısa vadede rahatlama sağlayabilir. Fakat kişi zamanla “Bunu yapamam” düşüncesine daha fazla inanabilir.

Bu nedenle kişinin kendi sınırlarını ve ihtiyaçlarını gözeterek, kaygı yaratan durumlarla küçük ve yönetilebilir adımlarla karşılaşması daha işlevsel olabilir.

Günlük Yaşamınızı İhmal Etmeyin

Kaygıyla baş etmeye çalışırken günlük yaşamın temel ihtiyaçlarını göz ardı etmemek önemlidir.

Düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel hareket, sosyal ilişkiler ve dinlenmeye zaman ayırmak psikolojik iyi oluş açısından önem taşır.

Hayatımızdaki bütün sorunları bir anda çözmek mümkün olmayabilir. Ancak günlük yaşamımızda kendimize ayırdığımız küçük alanlar, zorlayıcı dönemlerle baş etme kapasitemizi destekleyebilir.

Her Kaygıyı Tek Başınıza Çözmek Zorunda Değilsiniz

Bazen kaygı günlük yaşamın doğal bir parçasıdır. Bazen ise uzun süre devam ederek kişinin iş, eğitim, ilişkiler veya sosyal yaşamını belirgin şekilde etkileyebilir.

Kaygının yoğunluğu arttığında, sürekli endişe hali yaşamaya başladığınızda veya kendi başınıza baş etmekte zorlandığınızı düşündüğünüzde bir uzmandan destek almak önemli bir seçenek olabilir.

Terapi sürecinde kaygının yalnızca ortaya çıkan belirtileri değil, kişinin düşünce biçimleri, yaşam deneyimleri ve kaygıyı sürdüren etkenler de ele alınabilir.

Sonuç

Kaygıyla baş etmek, kaygıyı hayatımızdan tamamen çıkarmak anlamına gelmez.

Asıl amaç, kaygı ortaya çıktığında onun tarafından tamamen yönetilmeden, onu fark edebilmek ve kendi ihtiyaçlarımız doğrultusunda hareket edebilmektir.

Bazen bir nefes almak, bazen düşüncelerimizi sorgulamak, bazen kontrol edebildiğimiz küçük bir adıma odaklanmak ve bazen de destek istemek iyi bir başlangıç olabilir.

Kendinizi kaygılı hissettiğinizde, önce kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Şu anda kendime nasıl daha iyi destek olabilirim?”

Mertcan Çubukçu
Psikolog

Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Psikolojik değerlendirme veya terapi yerine geçmez.